27 Nisan 2013 Cumartesi

Organ Bağışı


  

         25 Nisan’da okulumuzda organ bağışıyla ilgili bir bilgilendirme semineri yaptık. Sağolsun doktor hanım da çok güzel açıkladı her şeyi. Bıkmadan sorularımızı tek tek yanıtladı. Kendisine geldiği ve bizi kırmadığı için tekar teşekkür ediyorum.
Bu konuyla çok ilgiliyim. İlkokul 1. sınıfta mıydı yoksa 2. Sınıfta mıydı hatırlamıyorum ama Hayat Bilgisi kitabında organ bağışıyla ilgili bir konu vardı. Sanırım topluma hizmet ya da vatandaşlık görevleriyle ilgili bir şey işliyorduk. Taa o zamanda kafama koymuştum organlarımı bağışlayacağım diye. Tabii bunun için 18 yaşını doldurmak gerekiyor. 18ime kadar bekledim. Ama sonradan yoğunluklar artınca kaldı gitti.
Sonra bu semineri ayarladı arkadaşımız. Sağolsun o da çok koşturdu. Kaybolan dilekçeleri yılmadan bıkmadan tekrar yazıp işleme gönderdi. (Okulda böyle işler çok yavaş işliyor nedense.)
Organlarınızı bağışlamak için 18 yaşını doldurmuş ve akıl sağlığı yerinde olmak gerekiyor. Bağış yaparken sizden iki tane şahit istiyorlar. Onların da imzaları ve detaylı kimlik ve iletişim bilgileri alınıyor. Diğer ülkelerde geçerli değil ama bizim ülkemizde bu olaya biraz duygusal yaklaşıldığı için ailenin de sözlü onayının alınması lazım. Yani sadece reşit olmak yetmiyor. :) Hepsi bu kadar. Daha sonra doktorlar testleri yapıyorlar ve siz hangi organınızı bağışlayacağınıza karar veriyorsunuz. Ya da hepsini de bağışlayabilirsiniz.
Ben gözlerimi bağışlamayacağım diyordum miyop olduğum için. Tabii bilmediğim şey şuymuş: sadece kornea alınıyormuş ve burada gözün bozuk olmasının bir önemi yokmuş. O yüzden gözlerimi de verebilirim.
Kuşadası Hastanesi’nde bu mümkün değilmiş galiba ama bir araştıracağım bunu. Aydın’da yapılabiliyormuş sanırım. İlk fırsatta inşallah.
Bir de doktor hanımın okuduğu bir ayet vardı ve çok hoşuma gitti. Aşağı yukarı şöyleydi: “Organ bağışıyla bir kişinin değil tüm insanlığın hayatını kurtarmış oluyorsunuz.” Yani dinen caiz olmadığını söyleyenler için bu da resmi kayıt. Kur’an’da yazıyor iyi bir şey olduğu.
Hem kişi ölmeden başka bir kişiye nakil gerçekleşmiyor. Yani kesin olarak kişinin beyin ölümünün gerçekleşmesi gerekiyor. Şöyle bir soruyla çok karşılaşıyoruz demişti doktor hanım: “Organlarımı alacaklar diye beni hayata döndürmekten vazgeçerler mi?” Güldük buna ama eminim ki en çok kafaya takılan sorulardan biridir bu. Doktor da söyledi zaten doğrusu da bu ki Hipokrat yemini etmiş bir doktor önündeki hastayı bile bile ölüme terkedemez. Yani önce önündeki hastanın sağlığı sonra nakil bekleyen hasta. Yani ölmemiş hastayı öldürmek gibi bir şey söz konusu olamaz.
Eğer aklınızda böyle bir şey varsa mutlaka bir sağlık merkezi ya da hastaneye başvurun. Öldükten sonra eğer gidiyorsa ruhumuz gideceği yere gidecek zaten. Ama bedenimiz toprağın altında çürüyüp gidecek. Hiç olmazsa bir iki insanın hayatını kurtarmış oluruz bağışladığımızda. Biz ölmüş olsak bile başkaları yaşar. Öldükten sonra bile topluma bir faydamız dokunmuş olur.
Lütfen organlarınızı bağışlayın.

2 yorum:

ali Rangil dedi ki...

En kısa zamanda bende bağışlıcam.

Elif Ayvaz dedi ki...

En kısa zamanda benim de hastaneye gidip bağışlamam lazım.