okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2014 Pazar

Bu Aralar Ben…

         
·         Bir haftadır ara tatildeyim ben. Bugün son ve yarın okul açılıyor. Ne yazık ki bizim okulumuzun ara tatili hep böyle az oluyor.

Zaten yaz tatillerinden de bir şey anlamıyorum. Yani en uzun ve en rahat tatilimi hazırlığı bitirdiğim yaz geçirmiştim. O yıl Balıkesir’e gitmiştim direkt ve tüm yazı ya bilgisayar başında ya da kitap okuyarak geçirmiştim. Tabii onun haricinde de küçük bir öğrencim vardı; ingilizce ders veriyordum kendisine. O yazdan sonraki yazlarımda hep Kuşadası’nda kaldım ve çalıştım. Yorgunum dostlarım yorgunum. Tatil yapmak istiyorum.
·         Osmanlıca kursum tam gaz devam ediyor. Bununla ilgili ayrı bir yazı yazacağım ama.
·         Dün akşama kadar Japonca çalıştım. Mutluyum sonuç olarak.
·         Okulumuz yüksekokuldu 5 yıllık olmasına rağmen. Ve nihayet bu yıl fakülte oldu. Oldu ama notlarla ilgili de bir değişiklik oldu. Ben bu değişikliğin hâlâ öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler yarattığını/yaratacağını düşünüyorum. Beni olumsuz etkiledi yani.
·         Bir aydır geçmek bilmeyen hastalığım sonunda geçti. Yani ara ara faranjitim alarm verse de pastillerle günü kurtarabiliyorum.
·         Bu dönem daha da yoğun olacağımı hissediyorum, hadi hayırlısı.
·         Dün Ocak ayının 9. kitabını bitirdim. Çok mutluyum. :) Her ay böyle bereketli geçer inşallah.


17 Ocak 2014 Cuma

Ocak Ayı, Sınavlar, Doğumgünü, Hastalık…

         


         Ocak ayı tamamiyle sınavlara girip çıkmakla geçiyor. 2 ocakta başlayan finallerim 10 Ocakta bitmiş olsa da 14 Ocakta da bütünlemeler başladı. Tabii ki ben bütünlemelere de kaldım şimdi. Kalmasam ayıp olurdu kuşkusuz.
         Hoş şu durumda bütünlemeye kalmak daha mantıklı geliyor ya insana. Neyse…
         Bu arada not yükseltmek için bütünlemeye girilemiyormuş. Sadece dersten kalanlar girebiliyormuş. Bunu da öğrenmiş olduk.
         Yüksekokulken fakülte olduğumuzdan (olması gereken de bu değil miydi sanki?!) geçme notları da 60’tan 50’ye çekildi ama saçma sapan bir hâl aldı. 50’yle geçtiğin not şartlı geçmiş sayılıyor ve mezun olurken notların ortalamanın altındaysa yeniden alıyorsun o dersleri. İşte bana da burası saçma geliyor ya… O zaman niye 50’yle geçiriyorsun. 49’da bırak beni. Ben de bütünlemeye girip düzelteyim notumu. Şimdi geçtim, büte girmedim de mezun olurken yine sıkıntı. Saçma sapan işler işte.
         Şunları şuraya yazmasam içimde kalacaktı. Oh ya, rahatladım.
         Pazar günü bitiyor sınavlar da sanki kurtuluyor muyum bilog?! Haftaya da açıköğretim sınavlarım var. Bizde sınav bitmeeezz!!!
         Dün canım, birtanecik sevgilimin doğum günüydü. Kutlu olsun hayatım. İyi ki doğdun!
         Neredeyse bir aydır hastayım. Geçmek bilmiyor bir türlü. Artık o kadar canıma yetmiş ki “Bir aydır geçmek bilmeyen hastalığımın mükafatı olarak 5 yıl falan hasta olmamam lazım artık!” yazmışım twittera.
         Bu arada instagram ne kadar eğlenceli bir yer yahu. Bayılıyorum bir sürü fotoğraf bakmaya. Takip etmek isterseniz tık tık.

         
*Fotoğraf şu ayki genel halim. İnternetten alıntıdır.

12 Kasım 2013 Salı

Geldiler Gece Gece

         

         Geldi çattı sınav zamanı. Ben yine aç, susuz, uykusuz. Yetim çocuklar gibi. Bari işe yarasa da biraz zayıflasam. :D
         Sınav stresinden midir yoksa yemek yiyememekten midir nedir midem ayrı başım ayrı ağrıyor. Sınavlar bitinceye kadar da geçmez bu tabii.
         Çarşamba günü de annem gelecek Kuşadası’na. Üniversiteye başlayalı 4 yıl oldu, kadın daha yeni geliyor beni ziyarete. :D Tabii bu da ayrı bir komik konu. Kızdım en son tabii ben de “Artık seneye mezuniyetime gelirsiniz!” diye de ondan geliyor. Çemkirmelerim işe yaradı.
         Yalnız annem geliyor da evin içinde bomba patlamış gibi. Bence o atom bombasını Hiroşima’dan sonra benim evde de patlattılar. Her yer her yerde. Kitaplar, notlar, dolaba yerleşmeyi bekleyen yıkanmışlar, yıkanacak yığınlar. Durum çok fena. Yarın sınavdan döner dönmez tüm bunları da halletmem lazım.
         Yarın da ekonomi sınavım var. (Ben niye ekonomi dersi alıyorum yaeea?!) Çok da korkuyorum bu sınavdan ama bir türlü çalışamıyorum. Yani doğru düzgün bir çalışamıyorum. N’olacak benim bu halim yahu?!
         Ah ah… Asıl yarından sonra başlıyor maç. Her gün 2 sınav. Allah’ım ölmüşüm de ağlayanım yok.

         Neyse ben gideyim de bi’ çalışayım azıcık.

28 Eylül 2013 Cumartesi

Eylülü Uğurlarken…

        

         Eylülü uğurlarken biraz sohbet edelim istedim caanım blog. Hayatımda neler oluyor bir dökeyim buraya. Zira bu ara dertleşmeye çok ihtiyacım var.
         Eylül ayı girerken bir zil takıp oynamadığım kalmıştı çünkü ben sonbaharı çok severim. Haziran doğumluyum ama sıcaktan da nefret ediyorum resmen. Hem ne o öyle yapış yapış! Sevinmesine sevindim Eylül geldi diye ama sor bakalım bi’ ne anladın Eylülden diye. Evet, koşuşturmacadan bir şeycik anlayamadım. :(
         Ben bu Eylül ayında iki kez İzmir’e, bir kez Balıkesir’e ve bir kez de İstanbul’a gittim. Ve hepsi de ardı ardına oldu nedense. Hepsi de Kuşadası çıkışlı. Yoğunum her zamanki gibi anlayacağınız.
Ama İstanbul sayılır mı bilemedim. Çünkü derneğin kolaylaştırıcılar toplantısı vardı ve ben de Kuşadası şubesinin kolaylaştırıcı olarak katıldım. Buradan (Kuşadası) cuma gecesi çıktım, cumartesi sabah İstanbul’daydım. Esenler’de inin, oradan 760 numaralı otobüse binin demişlerdi. Bindik otobüse. Küçük Çekmece diye bir yere gittim. Hatta Cennet Mahallesi durağında inin yazılmıştı yol detaylarında. Orada da indim. Kazasız belasız da toplantı yerine ulaştım. Ama benim asıl anlatmaya çalıştığım şey o değil. Bence o Küçük Çekmece denen yer İstanbul değildi. Zaten otobüsle gittik gittik, bence tüm İstanbul’u da dolaştık. Vara vara İstanbul’a hiç benzemeyen bir yere vardık. Yol bana çok uzun geldi zaten. 8:30’da bindim otobüse, 9:45’ti indiğimde. O kadar yol mu sürer ya! Yazık oranın insanlarına. Neyse toplantı akşama kadar sürdü. Zaten ben 45 dakika gecikmeli girdim. Gece de 22.00 otobüsüne bindim ve pazartesi sabahı Kuşadası’nda indim. İşte bu yüzden bu sayılır mı bilemedim. Bir güncük İstanbul! İstanbul’a benzemeyen İstanbul…
         Okulum başladı 16 Eylülde de. Ama tabii biz öğrencilerin mantığıyla ilk hafta ders olmaz dediğimizden bu hafta başında gittim anca okula. Yani 23 Eylülde ve gider gitmez de derslere başladık. Şimdi bu hafta benim için ilk hafta sayıldığından bu giriş biraz (!) hızlı geldi bana. Bütün hafta boyunca “İlk haftadan ders mi işlenir yeaa!” modundaydım. Ama oldu valla. Başladı okul. Hatta bir sunum tarihim de belli oldu. 5 Kasımda. Avrupa Birliği ve Turizm dersim için. Hayırlı olsun vatana, millete ve bana.
         Derslerimin çoğu da iğrenç resmen. Yok ekonomi yok turizm hukuku yok pazarlama… Hiç sevmediğim, sevemediğim dersler bunlar. Off…
         Haa bir de 2008’den beri bitmek bilmeyen, hâlâ ikinci sınıfında olduğum açıköğretim var. Zaten şu yukarıda saydığım dersleri ve hatta çeşitli benzerlerini orada da gördüğümden bu kadar nefret ediyorum hepsinden. Kararlıyım, bu yıl ikinci sınıf bitecek ve iki yıllık diploma alıp sonlandıracağım inşallah! Daha da çekemeyeceğim bu eziyeti. :(
         Bir yandan okula adapte olmaya çalışırken bir yandan da hem yazın yaptığım staj yüzünden evle ilgilenememden hem de şu eylül ayındaki çoklu seyahatlerim yüzünden sanki içeride bomba patlamış izlenimi veren evimi hâle yola koymaya çalışıyorum. Her yer her yerde. Kitaplığım bile darmadağın!
         Şu ara ciddi para problemleri çekiyorum. Canım sıkkın o yüzden. Düzelmiyor bir türlü. Bazen hayat çok zor oluyor! Biliyorum düzelecek elbet de hırpalıyor işte.
         Türkiye turumuz da yılan hikayesine döndü. Fiyatı çok fazla. Yine dönüp dolaşıp parasızlığıma dayanıyor her şey. İşte buna da sinir oluyorum! Tez elden 10.000 lira kadar bir paraya ihtiyacım var. Allah’ım duy sesimi!

         Ve… Nasıl söylenir ki… İki gündür üst üste kötü haberler alıyoruz. Dün Tuncel Kurtiz, bugünse Turgut Özakman. Huzurla yatsınlar. 

         *Fotoğrafı İstanbul'dan dönerken çektim. Vapurdan. Kötü bir çekim biliyorum ama ismi ne güzel, değil mi? 

23 Şubat 2013 Cumartesi

Bu Ara



        Dönem 28 Ocakta başladı ve bu dönem hem Bizans Sanatı hem de mitoloji gibi iki ağır dersi bir arada alıyorum.  Üstüne bir de mesleki İngilizceyle Japonca da koydun mu tamamdır. Ha hazırlamam gereken sunumlar da cabası.
         Ders programım desen ayrı bir saçma. Sabahın ilk saatlerinde dikiliyorum ayağa, akşama kadar ders. Hiç boş günüm yok ne yazık ki.
         İşte o yüzden ben bu ara hem mitoloji hem de Bizans sanatıyla ilgili kitaplar okuyorum. Daha İncil’i okumaya başlayacağım ve geri kalan Zebur ve Tevrat’ı da bir an önce almalı ve okumalıyım.
         Hocamızda sağolsun geçen günkü dört saatlik mitoloji dersinde iki kitabı bitiriverdi. Ben daha birini anca yarılayabildim, öbürünü de yeni aldım. E biraz insaf be hoca. 

31 Aralık 2012 Pazartesi

2012 Dökümü



Şöyle genel bir yıl dökümü yapayım istedim. 2011’de yapmamışım. Bazı şeyleri hatırlamakta zorlanıyorum şimdi. Bunu yapayım da daha sonra zorlanmayayım.
*2011-2012 eğitim yılı başında Aydın’daki hazırlığı bitirdiğim için Kuşadası’na geldim.
*Japoncayla tanıştım.
*İlk dönem apartta kalıyordum tek başıma.
*İkinci dönem 2012’nin şubatı, eve çıktım iki arkadaşla. (Çok gerekliymiş gibi.)
*Dernek çalışmaları hız aldı.
*Güzel müzeler ve sergiler gezdim. Birkaç güzel oyun izledim. Ve çok başarılı bir koro dinletisine katıldım.
*Güzel organizasyonlarda, güzel görevlerde yer aldım.
*Haziran ayında hayatımda çok güzel bir gelişme oldu.
* Yine haziran ayında turizm sektörünün ne kadar acımasız olduğunu gördüm.
*Ağustos ayında çok sevdiğimle birlikte küçük bir tatil yaptık İstanbul’da. :)
*Ekim ayında tek başıma yeni bir eve taşındım. Sancılı bir taşınma süreci geçirdim ama şimdi düzeldi her şey.
*Aralık ayı başında ilk antik kent gezimi gerçekleştirdim. :)
*2012 yılı boyunca pek şehir dışına çıkamadım. Okuldaki yoğunluğum buna en baştaki sebep.
*Kaç kitap okuduğumla ilgili post yaptım. Yakında yayınlanır. Ona bakıp bakıp üzüldüm.
*2012’yi bitirmemize sayılı saatler kalmışken ben okuduğum okulun 2. sınıfında olan Elif, blog yazılarımı yazmayı bitirim 2 Ocakta başlayacak olan sınavlarıma çalışmaya devam edeceğim.
Umarım 2013’te daha çok gezer, daha çok güler ve sevdiklerimle daha çok vakit geçirebilirim.

8 Ekim 2012 Pazartesi

Zemberek


         Güzel hayaller ve beklentilerle geldiğim şu üniversite hayatım insanların gerçek yüzlerini adeta tokat etkisi yaparcasına fark etmekten hiç geri kalmıyor maalesef ki.
         Beklentilerimi karşılamıyor Kuşadası, evet. Neyse bunu dert etmiyorum çok. İmkân yoksa ben imkan yaratıyorum bir yerden sonra.
         Ama arkadaş meselesi, sosyal ilişkiler tamamıyla çıkarcılığa dayalı. Herkes pragmatik!
         O kadar çok iyi gün dostum var ki ötesini göremiyorum artık. Ben herkesin işine koştururken, herkese birden yetmeye çalışırken; benim ihtiyacım olduğunda kimse yanımda olmuyor. Ne güzel!
         Aslında bu her yerde aynı. Balıkesir’de de farklı bir durum söz konusu değildi. Ama başka bir yere geldim ya bir kere farklı olacağını, her şeyin daha iyi olacağını düşledim bir kere. Ondan sonra da gelsin bir sürü hayal kırıklığı.
         İki gündür kendi kendime çırpınıyorum boş evin içinde resmen. Tek başıma! Biri de demiyor ki “Adresi ver, yardıma geliyorum.”
         Kırgınım. Nedense yorgunluğumdan da baskın geliyor bu bana.
         Boşuna demiyorum sende olmuyorsa kimse de olmuyor diye. Ya da sen hep varsın ama onlar hiç yok.
         Bir kez daha öğrendim üniversitede her şeyin çıkara dayalı olduğunu ve işlerine gelmiyorsa insanların nasıl ortadan sıvışabileceklerini.
         Teşekkürler hayat. :)

         *Zemberek: Zehir zembereğin zembereği. 

16 Eylül 2012 Pazar

Ben Bu Yıl...

Ben bu yıl...

Bozuk paralarımı hep Kitty'li kumbarama attım.
Sosislerle ahtapot makarnayı yapmayı denedim ve tadını çok sevemedim. :)
Kendime renkli kalemler aldım.
Japonca ödevlerim eşliğinde angry birds anahtarlıklarımla eğlendim.
Dolabımı dinazorlu stickerlarla süsledim.
Antika kelepçemin yanına incik boncuk dizdim. 

Yarın okul açılıyor ve benim için de hayatımda yeni yepyeni bir dönem başlıyor. Bol okumalı, bol gezmeli, bol gülmeli ve huzur dolu bir dönem/yıl diliyorum kendime. 
Ve tabii herkese. :)