Japon Filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Japon Filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2017 Salı

Christmas on July 24h Avenue

                

         Japonca kursuna gittiğimden kulağım alışsın diye ara ara Japon filmleri izlemeye çalışıyorum ama itiraf ediyorum ki Kore ya da Hint sineması kadar sevmiyorum Japon sinemasını. Çünkü çok mimiksiz adamlar yahu! Sevincini ya da üzüntüsünü bile belli etmiyorlar, hep duvar gibi bir surat.
         Neyse çemkirmemi burada sonlandırıp izlediğim filmi anlatayım. İsmi 24 Temmuz Bulvarında Noel. Konusu ise şöyle: Kızımız Sayuri, aşk masallarındaki gibi bir aşkın hayalini kuran ve beyaz atlı prensini bekleyen bir kızcağız. Bu aşkı da Lizbon’daki 24 Temmuz Bulvarı’nda bulacağına inanıyor nedense. Bir ofiste çalışıyor ve Noel yaklaştıkça da triplere giriyor çünkü herkesin sevgilisi olmaya başlıyor.
         Satoshi diye de oğlumuz var diyeceğim ama bence adam tam bir çirkin. Kız da güzel değildi ama biraz makyaj falan yapınca eli yüzü güzelleşti biraz. İşte bu Sayuri buna liseden beri aşıkmış, bu çirkin mi çirkin adam da ne hikmetse çok popüler ve kadınlar peşini bırakmıyor falan.
         Filmde Sayuri’nin noele kadar sevgili yapıp yapamayağını anlatıyor zaten. Filmi Şubatta hastayken izlemiştim ve izlerken aşırı sıkıldığımı söyleyebilirim. Hatta bir ara durdurup uyumuştum bir saat falan.
         Bir de film başlarken Lizbon görüntüleriyle başlıyor ve ara ara Lizbon görüntüleri karışıyor araya. Ben ne alaka, Japonya, Lizbon falan demiştim o gün izlerken ama şimdi hasta kafayla anlayamadığımı fark ediyorum. Meğer kız aşkı Lizbon’daki o 27 Temmuz Bulvarında bulacağına inanıyormuş.

         Güya türüne romantik komedi diyor ama bence çok sıkıcı bir filmdi ve aşırı tahmin edilebilirdi. Ha bir de bir adam var kaplumbağa suratlı. O adamı Japonca kursumda hocamın izlettiği eğitim videolarından tanıyorum. Görünce çok şaşırdım. 

23 Şubat 2017 Perşembe

My Love Story

         


         Hastayken hiçbir şey yapacak halim olmuyor ve yarı baygın bir şekilde oturuyorum. Yarı uyuklayarak bir şeyler izlemek de iyi geliyor sanki. Bu aralar da Japonca filmler izlemek istiyorum. O yüzden rastgele bir film açıp izlemeye başladım.
         Filmin ismi My Love Story. Başrolde Takeo Goda adlı oğlanımız ve Rinko Yamato isimli kızımız var. Bir de Takeo’nun en yakın arkadaşı Makato Sunakawa var.
         Takeo Goda, iri yarı, goril gibi bir oğlan. Hep yardım ettiği için erkekler ona bayılsa da kızlar görüntüsünden dolayı korkuyorlar. Zaten konuşması da gorilimsivari.
         Makato Sunakawa da yakışıklı oğlumuz ve tüm kızlar ona aşık. Takeo da Sunakawa’nın yanında hep ikinci planda kalmaya alışmış ve en yakın arkadaşı olduğu için sesini çıkarmıyor bu ilgiye ve arkada kalmışlığa.
         Bir gün Takeo, kızımıza bir yardımda bulunuyor ve böylece olaylar başlıyor. Kız buna aşık oluyor ama bu yine yanlış anlayıp Sunakawa’dan hoşlandığını düşünüyor ve kızı hep Sunakawa’ya itiyor. Sonra tabii işler düzeliyor.
         Bana göre neredeyse vasat bir kitaptı. O kadar çok hasta olmasam muhtemelen izlemezdim ama hem kendimi oyalamak hem de kulağım biraz Japonca bir şeyler duysun diye izledim doğrusu.
         Bu arada bu Japonların mimiksizliği beni öldürecek bir gün. Niye böyleler hiç anlamıyorum doğrusu. Ya da çok saçma bir olaya çok saçma tepkiler veriyor olmaları. Sırf Japonca duyayım diye izledim.
         Film ile ilgili aklımda kalanlar; Takeo’nun o aşırı kalın kaşları, goril gibi sesler çıkarışı ve bir de sürekli sukida (seviyorum) diye bağırışı. :)

         Gelelim şalanja.
         6- Hastası olduğun bakkal ürünü nedir?
         Eti Cin, Eti Puf, Cino çikolatalar

         Bir de küçükken yediğim, bizim sokaktaki bakkalda satılan bir çikolata vardı. Kırmızı ambalajı vardı ve tadına bayılıyordum. Ama adını bilmiyorum. Nasıl çikolata yersem yiyeyim aynı tadı alamıyorum ve bulamıyorum onu.

7 Eylül 2013 Cumartesi

High School Debut


Bu da bir Japonya filmi. Mangası da varmış anladığım kadarıyla.
Haruna Nagashima isimli kız ortaokul yıllarında hep beyzbol oynamış. Ama sadece beyzbol oynamış başka da bir şey yapmamış yani. Liseye başlayınca da kendimi aşka adayacağım diye bir karar almış.
Lisede de popüler olup sevgili bulmaya çalışıyor. Bulamıyor tabii. Sonra bir gün yolu Yoh Komomiya ile kesişiyor.


Yoh Komomiya, okulun en karizmatik çocuklarından biri. Eski kız arkadaşının onu terketmesinden dolayı kızlardan adeta nefret ediyor, asla kızlarla ilgilenmiyor. Ama Haruna’nın aşk koçu olarak buluyor birdenbire kendini.
Sonra da birbirlerine aşık oluyorlar işte.


Aslında konu olarak hoştu yani eğlencelik güzel bir film olabilirdi. Ama ortaokul ve lise başlangıcı deyince insan bir garip oluyor. Daha küçücük çocuk onlar ya, oluyorsun hemen. Yani mesela oğlan o terkedilişi üzerinden atamamış da daha sen nohutmuşsun da terkedilmişsin de unutamamışsında, da da da yani… Karakterlerin yaşını biraz daha büyütselermiş daha inandırıcı olabilirmiş sanki film. Ne bileyim yapay geldi işte.
Ama çocuk hoştu şimdi. :)


3 Eylül 2013 Salı

Kyô, Koi O Hajimemasu / Love For Beginners


Bu bir Japon filmi. Türü romantik ve lisede geçiyor.


Tsubaki Hibina, başkalarının saçlarını adeta bir kuaför ustalığıyla yapan ancak kendisine bir şey yakıştıramadığından sadece iki örgüyle yetinen ve demode kıyafetler giyen kızımız. Üstelik her gün ve her yerde böyle!
Kyota Tsubaki de okulun popüler öğrencisi. Tüm kızlar hasta yani. Bir iddia sonucu kızımızla ilgileniyormuş numarası yapar ama bir süre sonra birbirlerine aşık olurlar.


Filmin ilerleyen dakikalarında kızın nasıl güzelleştiğini görüyoruz. Öyle çok güzel bir şey olmuyor ama o köylü kızı kılıklı hallerinden bin kat iyi.
Oğlanın da o havalı hallerinin altında yatan trajedileri öğreniyoruz bu arada.
Fena bir film değildi. Çok büyük beklentiler içinde olmadan izlenilebilir.