İki Şehrin Hikayesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İki Şehrin Hikayesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2014 Salı

Kitap Meydan Okuması (2)


Yazacağım deyip yazamamak… İşte bütün mesele bu.
Balıkesir’den Kuşadası’na döndüm.  Okula başladım tabii. Yani okul 15 Eylülde başladı da biz turdan döndüğümüz ve de araya da bayram girip de bayram tatilini biraz daha uzattığımız için dün başlamış oldum. Bugün ikinci günümdü yani.
         Okula ve adaya uyum sağlamaya çalışırken blogu ve yazmam gerekenleri unuttum tabii. Ama neyse ki çok geç olmadan geri döndüm. :)
         Kitap meydan okumasına devam edelim. :)
         2. gün: Üç kere ya da daha çok okuduğun kitap.
         Çocukken sevdiğim kitapları birden fazla kez okurdum ama büyüdükçe bu azalmaya başladı. O zaman kitabım azdı ve tekrar tekrar okuyabiliyordum. Açıkçası ortaokula kadar da gidip kendi kendime kitap almışlığım yoktu. Ama büyüdükten sonra dünyada okunacak bir sür kitap olduğunu ve benim buna ömrümün yetmeyeceğini farkettiğimden sonra yani bir kitabı ikinci kez çok nadir okumaya başladım.
         Tabii ki bazı kitaplarım hep çok özel. Ara ara bazı sevdiğim kısımlarını okuyorum ama tam okuma denilemez herhalde bunlara.
         Üç ya da daha fazla okuduğum kitaplar Jane Eyre (Charlotte Bronte) ve İki Şehrin Hikayesi (Charles Dickens)’dır herhalde.

         Bir de ilginçtir ki bu iki kitabın hiç Türkçe baskısını okumadım nedense. Hep İngilizcesini okumak nasip oldu. 

         *Not: Fotoğraf Google'dan. 

25 Ekim 2012 Perşembe

Bir Derdim Var

              İki Şehrin Hikâyesi (A Tale Of Two Cities)

         
         Bu kitap lise hazırlıkta benim dönem ödevimdi. İngilizce okuyup yine İngilizce özetini çıkarmıştım. Ondan önce bir kez Türkçesini okudum gibi geliyor ama emin de olamıyorum. Neyse Charles Dickens’ı çok sevdiğimden daha sonra da bu kitabı birkaç kez daha okumuşluğum vardır.
         Daha sonra üniversiteye geldim. Bin bir umutla,  belki İngilizceme İngilizce katarım diyerekten yeniden hazırlık okudum ben. İşte o zamanda dönemde üç İngilizce kitap okuyup onun özetini, bilmem neyini içeren bir kâğıdı teslim etmem gerekiyordu. Hazır elimde bu kitap var, üzerinden de kaç yıl geçti diye yeniden okudum bu kitabı. Tabii bu yine İngilizce. Zaten de elimdeki aynı kitap.
         Bu yıl. İngilizce dersinde hocamız sınavda sorumlu olacağınız konulardan birini açıklıyorum dedi taa ilk derste. Tatatadaammm… İki Şehrin Hikâyesi. :) Tabii bu kez seviyesi biraz daha ağır, bilmediğim kelime birazcık daha fazla. (İngilizcem de fena değildir bu arada.) Okuyorum yeniden.
         Ama işte şöyle bir derdim var. Doğru düzgün hatırlayamadığım için küçükken okudum mu okumadım mı bilemiyorum ve okumadım sayıyorum. Ben bu kitabın hiç Türkçesini okuyamadım yahu! Adamı çok seviyorum, kitabını çok seviyorum da nedense alıp da Türkçesini okumak nasip olmuyor bir türlü.
         Öyle işte. Bugünde böyle bir derdimi paylaşayım dedim.
         Şu an Balıkesir’de ailemin evindeyim. Pek bayram havası yaşamıyorum şahsen. Neden mi? Sınavlar yaklaşıyor. Köyde hem ders çalışamıyorum hem de bu kitabı çevirmem lazım diye ben köye gitmedim. Bizimkiler gitti. Yalnızım yani. Salı günü öğleden sonra geldiğimi ve daha sonra burnumu bile dışarı çıkartmadığımı düşünürsek pek bayram gelmiş sayılmaz bana.
         Yarın anneanneme gideyim ben en iyisi. Kuzen muzen görürüm hem.