Malumunuz uzun uğraşlar sonunda üniversiteyi kazandım. İte kaka yani. Açıköğretimden de okuyorum ama onu pek üniversiteden saymıyorum. Nedeni malum: evden üniversite. Aydın şehir olarak hiç beklemediğim bir yerdi. İlk sekiz tercihime İstanbul doldurduktan sonra aralara da başka bölümler yazdıktan sonra tam da 17. tercihimde karar kılması ÖSYM’nin ilginç bir olay tabii.
Turizm rehberliği küçüklüğümden beri hep istediğim bir bölümdü aslında. Ama dilden alıyor bildiğiniz gibi. Ben de bu sebeple pek dillendiremiyordum bunu. Ama kitapçıkta Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği diye bir bölüme eşit ağırlıktan öğrenci alındığını görünce resmen atladım. Haberim yoktu öyle bir bölümün olduğundan, itiraf ediyorum. Çok iyi hatırlıyorum. Sebebi belli bence. Dil öğrenme istediğim buna sebep oldu hep. Pişman mıyım? Hayır. Ama ilk gittiğim zamanlar çok büyük hayal kırıklığına uğradığımı da itiraf etmeliyim. Hem Aydın’ın çıkacağını beklemediğimden (o şoku hala atlatabilmiş değilim, bu ÖSYM’nin en büyük kazığıdır bana!) hem de gidince gördüğüm şehir manzarasından. Yani ben hep İstanbul bekledim. Emindim neredeyse çıkacağına. Gelmeyince üzüldüm çok.
Üzüntümü de tam yaşayamadım bir de. Belgeler, başvurular, muafiyet sınavı falan filan o kadar hızlı geçti ki o dönem birden kendimi o yurt odasında buluverdim. Kayıt günü kardeşimle gitmiştik oraya. Ben hayalimdeki gibi (İstanbul kadar olmasa da) büyük, karmaşık bir şehir bekliyorum. Önce Kuşadası’na gittiğimizden pek bir şey anlamamıştım. Orasını sevdim bu arada. Sonra Aydın’a geçtiğimizde olanlar oldu. ;) Balıkesir’in aynısı. Bizim Milli Kuvvetler Caddesi oranın Adnan Menderes Bulvarı (tamam, tabii ki de bulvar daha büyük.) Bizim Yay/ada Alışveriş Merkezi oranın Forum Aydın’ı. Şok oldum resmen. Kardeşime de belli etmemeye çalışıyorum aynı zamanda. Çok komik bir gündü yani.
Adnan Menderes Bulvarı
Milli Kuvvetler Caddesi
Karmaşık, kalabalık şehirleri seviyorum, evet. Çünkü her zaman merakımı canlı tutacak bir şeyler çıkabiliyor içinden. Ama böyle 20 yıl boyunca altında nefes aldığım şehrin aynısı çıkınca karşıma afalladım resmen. Her şey aynı. Her şey fazlasıyla tanıdık. Yüzler bile. Bırakıp gitmeyi bile istedim.
‘Sen okumaya mı şehir gezmeye mi gidiyorsun kızım?’ falan dedi bazı arkadaşlarım. Her ikisi de abi! Ben o şehirde 5 yıl geçireceğim. Neden önemli olmasın ki benim için. Okul bitti, dön evine değil yani mesele. Hem şehrin dokusu çok önemli benim için. Yazmam için, gözlemleyebilmem için. Belki de yarım yamalak romanlarımı tamamlamama vesile olacak o şehir. Olabilir yani. Neden olmasın ki, değil mi ama?
Ama öyle böyle derken de ilk dönemi bitirdim, tatilim de Pazar günü sona eriyor. Bana yine Aydın yolları, sokakları.
Son zamanlarda alıştım ya da kabullendim. Zaten önce şehri sevmek, anlayabilmek gerek bence. Havasına bile alışmışım. Orada hava hep ılık. Balıkesir’e gelince ilk bir hafta burnumu bile çıkaramadım dışarı. O kadar soğuk geldi ki bana burası. ‘Sen oralı olmuşsun artık!’ diye dalga geçiyor bizimkiler. ;)