İngilizce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İngilizce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2017 Pazar

İngilizce Kitap Okumak

         


         Merhabalar;
         Her ay başında bu ay en az bir tane İngilizce kitap bitireceğim deyip okuyamadan ayı geçirip gidiyorum.
         Şu kitaba başlayalı ne kadar oldu oysa. 30 sayfa falan okudum ama gitmiyor daha. Oysa çıktığında bu kitabı çok merak etmiştim. Hatta alsam mı diye düşünürken bir müşterim (İrlandalı bir ailenin mavi gözlü, soğuk görünüşlü kızıydı ve o gün tekne turuna çıkarmıştım onları) okuduktan sonra bana hediye etmişti.
         Kitaba başladım ama bir türlü devamı gelmiyor. Sanırım başka bir kitaba geçmeliyim çünkü kitap beni hiç sarmadı.
         Her ay bir İngilizce kitap okumak istememin sebebi ise kelime bilgimi diri tutmak. Kelimeler çok çabuk unutuluyor çünkü. Kelime bilmeyince de hiçbir şey olmuyor sonuçta.
         Şansımı başka bir kitapta deneyeceğim.

         Siz İngilizce kitaplar okuyor musunuz? Bana tavsiye edebileceğiniz kitaplar var mı?

15 Ocak 2017 Pazar

Bu aralar

         


         Merhabalar;
         Bu aralar ben bolca kitap okuyorum. Bir süredir, uzun zaman önce başlayıp da yarım bıraktığım kitaplardan okuyordum ama dün Zamanın Kısa Tarihi’ne başladım. Kitap yazılarımı şuradan okuyabilirsiniz bu arada.
         Kitaplar haricinde Japonca çalışıyorum. En azından çalışmaya çalışıyorum. Arada da küçük İngilizce metinler okuyorum telefonumdan.

         Bunlar haricinde pek bir şey yapmıyorum sanırım. İçimden de bir şey yapmak gelmiyor sanki. Biliyorum geçecek ama geçinceye kadar bir şey yapmayı düşünmüyorum pek. Ülkemizin içinde bulunduğu saçma durumdan bir an önce kurtulalım istiyorum. Dileğim üzerimize bile isteye serptiğiz ölü toprağını silkelemek ve bir an önce uyanmak. Yoksa mutsuzluktan ölüp gideceğiz hepimiz.

24 Ekim 2013 Perşembe

Osmanlıca Kursu

         
         Merhaba, nasılsın blog?
         Ben her zamanki gibi yoğunum. Sormana bile gerek yok. :) Hatta 1000 kat daha fazla bile yoğun olabilirim. Ama ben bu yoğunluğumun içinde kendime bir iyilik yapayım hatta kendime bir faydam dokunsun diye Osmanlıca kursuna başladım. :)
         Osmanlıcaya özel bir ilgim var. ( Aslında tüm dillere ilgim var. :D ) Bunun sebebi de öncelikle tarihi çok sevmem. Bir nedeni de turist rehberliği öğrencisi olmam tabii ki. Yani kafilemle gezerken gördüğümüz/ya da içine girdiğimiz bir Osmanlı eserinin kitabesini falan okusam fena mı olur yani?! :) Sonra elimde birkaç Osmanlıca kitap var, oradan buradan topluyorum denk geldikçe. Okumayı bilmesem de topluyorum ama inşallah kurs sonunda okuyabilecek hâle gelebilirim.
         Kurs pazartesi günü başladı daha. Şubat sonuna kadar falan devam edecek. Hafta içi her gün bir de. Kuşadası Tarihi ve Kültürel Mirası Koruma Derneği'nin bir kursu. Aslında ebru ve hat kursu da vardı ama hangi birine vakit ayıracağım diye düşünüp birini seçtim. :/
         …
         Bu arada bazı arkadaşlarım Osmanlı Devleti’nden ötürü burun kıvırdılar buna. Dini inançlardan ötürü öyle düşündüklerini düşünüyorum. Bir de artık konuşulmadığı gerçeği var tabii. Ama ben öyle düşünmüyorum. Cihana hükmetmiş bir devlet yıkılıyor yıkılmasına da bu da bizim geçmişimiz yani. Yıkıldı, artık yok diye yok sayamayız ki. Hem ben isterdim küçüklükten beri Osmanlıca da öğretilsin İngilizcenin yanında, biz de –en azından- edebiyat kitaplarımızı asıllarından okuyabilelim. Sonra tamamen yok saymanın da doğru olduğunu düşünmüyorum. Geçmişi olmayanın geleceği de olmaz, demişler sonuçta. Ve onca milletler gelip Osmanlı arşivinde araştırma yaparken bizim okumayı bilmememiz de ayrı bir ayıp bence.
         …
         Bu arada Türklerin kullandıkları tüm alfabelere karşı da ayrı bir ilgim var. Kendi kendime bir şeyler çalışıyorum.
         …

         Bloguma bunu da not düşeyim dedim. Kendime yaptığım en güzel iyiliklerden biri olacak bence bu. :) Oldukça heyecanlıyım.

29 Ocak 2013 Salı

Bu Ara

Ben bu ara;
Sevgiliye doğum günü hediyesi böyle bir kavonoz hazırladım. İçinde 365 tane not var. :)


Çok sevdiğim arkadaşlarımla Aydın’da çok güzel waffle lar yedik.

Ajandamda her gün böyle kelime çalışıyorum 1 Ocaktan beri. Hem kelime haznemi geliştirmek için hem de KPDS için, pardon YDS mi olmuştu o.


Balıkesir’e gittim  geldim tatil için. Yer: Atatürk Parkı.




Parkta bu bayat ekmek toplama kumbaralarından gördüm. Üzerinde ne amaçla topladıkları yazmıyordu ama umarım sokak hayvanları için düşünülmüş bir şeydir. Etrafta soracak kimse yoktu, soramadım.



25 Ekim 2012 Perşembe

Bir Derdim Var

              İki Şehrin Hikâyesi (A Tale Of Two Cities)

         
         Bu kitap lise hazırlıkta benim dönem ödevimdi. İngilizce okuyup yine İngilizce özetini çıkarmıştım. Ondan önce bir kez Türkçesini okudum gibi geliyor ama emin de olamıyorum. Neyse Charles Dickens’ı çok sevdiğimden daha sonra da bu kitabı birkaç kez daha okumuşluğum vardır.
         Daha sonra üniversiteye geldim. Bin bir umutla,  belki İngilizceme İngilizce katarım diyerekten yeniden hazırlık okudum ben. İşte o zamanda dönemde üç İngilizce kitap okuyup onun özetini, bilmem neyini içeren bir kâğıdı teslim etmem gerekiyordu. Hazır elimde bu kitap var, üzerinden de kaç yıl geçti diye yeniden okudum bu kitabı. Tabii bu yine İngilizce. Zaten de elimdeki aynı kitap.
         Bu yıl. İngilizce dersinde hocamız sınavda sorumlu olacağınız konulardan birini açıklıyorum dedi taa ilk derste. Tatatadaammm… İki Şehrin Hikâyesi. :) Tabii bu kez seviyesi biraz daha ağır, bilmediğim kelime birazcık daha fazla. (İngilizcem de fena değildir bu arada.) Okuyorum yeniden.
         Ama işte şöyle bir derdim var. Doğru düzgün hatırlayamadığım için küçükken okudum mu okumadım mı bilemiyorum ve okumadım sayıyorum. Ben bu kitabın hiç Türkçesini okuyamadım yahu! Adamı çok seviyorum, kitabını çok seviyorum da nedense alıp da Türkçesini okumak nasip olmuyor bir türlü.
         Öyle işte. Bugünde böyle bir derdimi paylaşayım dedim.
         Şu an Balıkesir’de ailemin evindeyim. Pek bayram havası yaşamıyorum şahsen. Neden mi? Sınavlar yaklaşıyor. Köyde hem ders çalışamıyorum hem de bu kitabı çevirmem lazım diye ben köye gitmedim. Bizimkiler gitti. Yalnızım yani. Salı günü öğleden sonra geldiğimi ve daha sonra burnumu bile dışarı çıkartmadığımı düşünürsek pek bayram gelmiş sayılmaz bana.
         Yarın anneanneme gideyim ben en iyisi. Kuzen muzen görürüm hem.