staj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
staj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2013 Cumartesi

İşte geldim, gidiyorum

         

         Yarın Kuşadası’na dönüyorum. Geçen Pazar günü geldim Balıkesir’e. Okullar açılmadan bir kez daha geleyim dedim. Malum yaz boyunca staj yaptım. Ruhen yoruldum sanki, vücut yorgunluğu çabucak geçiyor da… Dinlenemiyordum bir türlü. Halbuki staj bitince İzmir’e gitmiştim erkek arkadaşımın yanına ama yok. Bu duygu geçmiyor bir türlü. İzmir’den adaya döndükten sonra da biraz beklemem gerekti eve gidebilmek için okul işleri yüzünden.
         Neyse hemen halloldu da gelebildim Balıkesir’e.
         Bu arada 20 yaşıma kadar (üniversiteye başlayıncaya kadar) hiç sevmezdim Balıkesir’i. Griydi benim için. Şaşırtmıyordu da. Ama ne zaman ki üniversiteye başladım benim en kıymetlim oldu resmen. Nefes alabilmek için gelir oldum.
         Eh işte, şimdi de geldim, gidiyorum yarın. Ne yaptım peki? Bir gün dersaneden bir arkadaşımla buluştum. Ekrem. Hataylı kendisi. Osmaniye’de okuyor. Ben üniversiteye gittiğimden beri yüzyüze görüşmemiştik hiç. İyi oldu.
         Bir gün de lisedeki edebiyat hocamla buluştuk. Kazım Hocam. Kendisini çok severim. Uzun zamandır onunla da görüşemiyorduk. Yani genelde ben Balıkesir’e geldiğimde görüşüyorduk. E 8 aydır da gelmediğimi düşünürsek… Tamam, bayramda geldim de ondan ben bile bir şey anlamadım koşuşturmaktan! Onunla da güzel bir sohbet yaptık.
         Bugün de belki çıkarım çarşıya doğru ama kararsızım. Zor geliyor açıkçası. Şimdi hazırlan, taa git oralara. Hava da bir sıcak bir sıkkın zaten. Bilmiyorum.
         Neyse yarın dönüyorum. Pazartesi de okul açılıyor zaten. Daha ders programı bile açıklanmadı. Herhalde ilk hafta derse gitmeyiz diye bir sonraki hafta açıklayacaklar. Anlamadım dertlerini. Açıklasalardı da ben ona göre planlasaydım kendimi. :S Bakalım beni bu yıl neler bekliyor.
         Öyle işte.

         Bu arada Gülo evleneli tam bir ay oldu bugün! Zaman ne hızlı akıyor?!

         *Fotoğraf, yine konuyla alakasız. En Japon hallerimden biri. :)

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Benden Mutlusu Yok

         

         Evet, benden mutlusu yok çünkü dün itibariyle stajım bitti benim.  Konfetiler, havai fişekler patlatılsın lütfen. :)
         Kazasız belasız atlattım diyeceğim ama arkamdan dönenleri öğrendikten sonra bunu söylemek de komik olacak doğrusu. Her ofiste de olduğu gibi bizim ofiste de dedikodular oluyor-muş. Beni hayal kırıklığına uğratan ise bunları hiç beklemediğim birisinin söylemesi oldu. Neyse… Sağlık olsun. Ben alacağımın, öğreneceğimin en fazlasını almaya çalıştım hep. Çok da faydalı olduğunu düşünüyorum benim için. Gerisi boş işte.
         Ama bu bir mutluluk yazısıydı.
         Evet, benden mutlusu yok çünkü 75 günlük staj sürem boyunca 17 kitap okumuşum ben. :) Ofiste iş olmadığında ve gemimizin olmadığı günlerde hep kitap okudum neredeyse. Güzel oldu benim için. Mutluyum velhasıl kelam.

         Bakalım neler okumuşum:
         Dadı için tık tık.
         Sevdalinka için tık tık.
         Brida için tık tık.
         Saatleri Ayarlama Enstitüsü için tıktık.
         Yıldızlı ve Yağmurlu Geceler için tıktık.
         Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk için tıktık.
         İzmirli Öyküler için tık tık.
         Gece Sesleri için tık tık.
         Dresden Gecesi için tık tık.
         Kız Kulesi’ndeki Kızılderili için tıktık.
         Denemeler için tık tık.
         Aya’nın Günlüğü için tık tık.
         Bit Palas için tık tık.
         Rüya Duvarları için tık tık.
         Bütün Güzel Çocuklar Şüpheli için tıktık.
         Taş Kapıdan Taçkapıya: Kapadokya için tık tık.
           Hani için tık tık.

           *Fotoğraf internetten alıntı. Öylesine koydum.

8 Ağustos 2013 Perşembe

Gemi Gider, Bize Bayram Gelir

         


         Herkese merhaba!
         Bildiğiniz (ya da bilmediğiniz gibi) staj yapıyorum ben bu yaz bir gemi acentasında. İşte bugün de gemimiz vardı. Mexican Charter’ıydı ve kapalı bir gruptu. Bir sürü İspanyol iş adamı ailelerini de almışlar, gelmişler Kuşadası’na. Şık pantolon ve gömlekleriyle Efes’i gezmeye gittiler. :D
         Bizde sabah 6.30’da evimizden alınıp limana gittik tabii. Bir 20 dakika önce girdim eve. Neyse ki bu kez erken bitti işimiz. Bayram şansı diyelim artık. :) Normalde daha uzun sürerdi. Hele ki konserli gemiyse gece gelirdik eve.
         Neyse efenim lafı fazla uzatmayayım. Gemi gider, bize de bayram gelir. Yarın sabah Balıkesir’ doğru yola çıkıyorum. En son Ocakta gitmiştim ailemin yanına. Çok oldu çok. Bir gideyim artık.

         Herkese iyi bayramlar. / Happy eid. :)

7 Temmuz 2013 Pazar

Efes’te Konser


         Haziran ayında staj yaptığım acentanın ilk konserli gemisi vardı. Yani ben bir gemi acentasında staj yapıyorum ve gelen gemiden insanlar Efes’te klasik müzik konseri için bilet de alıyorlar. Durum bu. Gündüz turlarını yaptıktan sonra akşam 19.00 gibi limandan alıp Efes’e Celcius Kütüphanesi’ne götürüyoruz misafirlerimizi ve kütüphanenin o mistik havasında müzik şöleni başlıyor.

         Efes’te en sevdiğim yer kütüphane. Bu konser için de uzun zamandır heyecanla bekliyordum. Beklediğime de değdiğini düşünüyorum doğrusu. Atmosfer de iyi olunca turistlerden de çok güzel tepkiler aldık üstelik. :) İnsanları gülümsetebilmeyi seviyorum. 

26 Mayıs 2013 Pazar

Buralardan, Benden…

         
Ara tatilden beri eve gitmedim. Ara tatilimiz de bir haftaydı zaten. Okulum bitti 17 Mayısta normalde. 20 Mayısta bütünlemeler vardı, rekor kırarak 3 dersten bütünlemeye girdim. Alttan bir dersim vardı geçen yıldan onu bütünlemesiz verdim. 3 dersten birini geçtim, kalan ikisi henüz açıklanmadı ama geçtiğimi düşünüyorum.
Hazırlıkta ve 1. sınıfta sıkılınca, kafam bozulunca, Aydın ya da ada (Kuşadası) beni boğunca atlar giderdim. Bu yıl çok yoğunum en başta. Bir yere kımıldayamıyorum. Hocalar –nedense- devamsızlık konusunda çok katılar. (Slayttan okuyup okuyup geçiyorlar zaten. Ben evde de yapıyorum aynısını.) Çekip gidemiyorum zaten hep de önemli dersler. İstesemde gidemiyorum. Her şekilde gidemiyorum yani.
Bu yazıyı neden yazıyoruma gelirsek dün facebookta bir albüm gördüm. Lisedeki hocalarım ve öğrenci olduklarını düşündüğüm gençler Değirmen Boğazı’na gitmişler. :(( İçimde bir haset, bir kıskançlık fırtınası koptu maalesef. Bizim zamanımızda hiç böyle şeyler yapmıyorlardı bizimle. Birkaç gün önce de mezuniyet balosu varmış. Bizim balomuz da olmadı. :(( (Küçük Emrah modundayım şu an. ) Değirmen Boğazı mesire yeri bu arada. Güzeldir, yeşilliktir, sakindir…
Bir kere sınıfcak okuldan kaçıp Değirmen Boğazı’na gitmiştik. Güzel bir anımdır. Onda da kızmışlardı zaten. :)
Şimdi ben bu albümü gördükten ve kıskançlık faslını atlattıktan sonra aldı mı beni bir hüzün. Yaaa ben de evimi özledim. Sokağımızı özledim. Penceremin önündeki erik ağacımı özledim. Ailemi, arkadaşlarımı özledim. Değirmen Boğazı’na gidip yeşilliklerde piknik yapmayı özledim. Atatürk Parkı’nda dondurma yiyip çekirdek çitlemeyi özledim diye iç çeke çeke ağladım bir güzel. :(
Ama gerçekten özledim ya. :(
Öyle evime, şehrime çok bağlı biri değilimdir normalde. Üniversiteye ilk başladığım günlerde zorluk çeken, ağlama krizlerine giren biri de olmadım arkadaşlarım gibi. Ama arada sırada oluyor, geliyorlar.
Özledim işte.
Niye mi gitmiyorum okul tatil olduğu halde. Stajım var ne yazık ki. Bugün başlıyorum hem de. Yani kesin olarak yarın başlıyorum da bugün formatı anlatacaklar bana. Tüm yaz adada olmak zorundayım sanırım. :(